Yağ enjeksiyonu bence hem estetik hem rekonstrüktif cerrahide önü açık olan ve şu anda bile çok tatmin edici sonuçlar veren bir uygulamadır.

Çünkü yağ uygulamalarında verilen yağ dokusunda belli oranda kayıp gerçekleşse de tekrarlayan uygulamalarla istenen hacme rahatlıkla ulaşılabilmektedir. Yağ enjeksiyonunun, hyalurinik asit türevi dolgu maddelerinden en önemli farkı vücudumuzun kendi dokusudur ve onu yabancı kabul etme ve yıkıp parçalama gibi bir işleme uğratmaz. Bir kez yerleştirildiği yerde yağ dokusu kabul gördüğünde hastanın yaşamı boyunca orada kalır. Hatta hasta kilo aldıkça bu bölgede hacmini genişletir kilo verince de aksi şekilde hareket eder.

Yüz bölgesinde gençliğin görüntüsü olan kalp şekli ki elmacık kemiklerinin olduğu kısımlar dolgun iken çene ucuna doğru incelen görüntü yaş aldıkça yerini dokuların hem volüm kaybı hem de yüz orta kısımdaki dokuların aşağı doğru yer değiştirmesi ile değişir. Zamanla gençliğin görüntüsü olan bu ters üçgen görüntüsü yerini kare şekline bırakır. İşte cilt dokusunda fazla bir sarkma olmayan bayanda bu yağ enjeksiyonları ile hastaya genç bir görünüm sağlama şansı vardır. Ayrıca enjekte edilen yağın cildi gençleştirici etkisi olduğu bilinmektedir.

Rekonstrüktif cerrahide benim en sık kullandığım hasta grubu meme rekonstrüksiyonu yapılan hastalardır. Bunlarda memenin üst kısmı yapılan ameliyatlara rağmen dolgun bir hal almayabilmektedir. İşte bu bölgeye yapılan bir kaç yağ enjeksiyonu ile istenen estetik sonuca rahatlıkla ulaşılabilir.